Ramazan ayında özel bir beslenme şekli geliştirerek kilo verebiliriz. Oruç tutarken kilo vermek zodur ancak dikkat edilirse zayıflamak imkansız değildir. Ramazan ayında oruç tutuyorum diyerek aktiviteyi ve hareketi azaltmak yanlıştır. Bu durum metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Böylece kilo almak çok kolaylaşır. Oysa biz zayıflamak istiyoruz. Zayıflamak için hareket etmek zorundayız. Ve bol bol da metabolizmamızı çalıştırmalıyız.

Oruç bir tür diyet değildir, ibadet şeklidir. Dini inançlarımıza göre oruç tutmak nefis terbiyesidir ve bu terbiye sürecinde aç kalan insanların gözüyle dünyaya bakıp onları daha iyi anlama amacı vardır. Dini inançları yerine getirmek insanların iç huzuru açısından önemlidir. Oruç tutmak isteyenler bu süreçte de doğru beslenme uygulamalarını yaparak Ramazan ayını kilo almadan hatta kilo kaybederek sonuçlandırabilir.

Nasıl diyet yaparken amaç aç kalmak olmamalıysa Ramazan ayını zayıflama açısında bir fırsat olarak değerlendirip tek bir öğün beslenmek de kilo vermek açısından çok efektif olmayacaktır. Hatta vücut fonksiyonları yavaşladığı için tek öğün bile yenilse kilo alınabilir. Bu nedenle metabolik faaliyetlerin normal devam etmesi için mutlaka az ve sık besin tüketilmelidir.

Oruç asla başlı başına zayıflama amaçlı tutulmamalıdır. Çünkü tek öğün beslenmek kilo almanın dışında beslenme bozukluklarını da beraberinde getirecektir. Ancak oruç tutarken de doğru kurallar uygulanarak çok rahat kilo verilebilir.

Ramazan ayındaki beslenmemiz aslında normal rutininden çıkmamalıdır.
Peki bu ne demektir? Beslenmenin normal rutininden çıkmaması öğün sayısı ve tüketilen gıdaların cinsini içerir. Ramazan ayında beslenme programımız normal hayatımızda olduğu gibi az sık öğünler içermeli, normalde tükettiğimiz ve alışkın olduğumuz gıdaların tüketilmesine dikkat edilmelidir.

Ancak Ramazan ayında uzun açlık süreci geçirildiği için yemeklere “saldırmak” iftar saatinde yapılan en büyük hataların başında gelir. Malum Türk yemekleri yağlı, hamurlu ve ağır etli yemeklerden oluşur. Normalde tüketmediğimiz hamurlu ve sütlü tatlılar iftar sofralarımızın vazgeçilmez yemekleri halini alır.

Ramazan boyunca tatlıya olan eğilimin artma nedeni yaklaşık 12-14 saat boyunca aç kalan vücudun kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerini dengelemek için vücut dönemsel olarak tatlı ve şekerli gıdalara ihtiyaç duyar ve böylece şekerli besin tüketimi artar. Zaten 12-14 saatlik açlık sonrası metabolizma da kendisini yavaşlatmış ve karbonhidrat, yağ, protein depolarının kullanımını iktisatlı tüketmeye planlamıştır. İşte Ramazan ayı boyunca gıdaların tüketiminin kontrolsüz olması kilo alımıyla sonuçlanır. Metabolizmanın çalışmasının değişmesine yeme şeklinde yapılan hatalar da eklenince alınan kilo sayısı artar.

Ramazan ayında kilo alımına sebep olan en önemli hatalar;
Gün boyu hiçbir şey yemeden tek bir öğün yemek,
Tok kalmak için öğünlerde kızartma ve tatlılara ağırlık vermek,
Uzun saatler aç kalmanın çok fazla yemek yeme hakkını doğurduğunu düşünmek,
İftar davetlerinde ayıp olmasın diye bütün yemeklerden 1’er porsiyon yemek ve üstüne de tatlıyı tüketmek.

Ramazan’da nasıl sağlıklı beslenip kilo kaybedebiliriz?
Öncelikle normal günlük hayatınızı bir tahlil edelim. Normal hayatımızda güne bir kahvaltı ile başlar, ardından öğlen yemeğini yer ardından belki bir ara öğün yapıp akşam yemeği ve diğer ara öğünümüzü tüketiriz. Şimdi bu Ramazan’a nasıl adapte edebiliriz, düşünelim:

Sahur=kahvaltı, iftar 1=öğle yemeği, iftar 2=akşam yemeği ve gece yatmadan önce ara öğün. Buradan da anlaşıldığı gibi Ramazan ayını en az 3 öğün beslenerek geçirmek büyük önem taşır. Öğünlerin içeriklerine gelince:

SAHUR
Kahvaltı olduğu için içeriğinde ekmek (tam Tahıllı), peynir, zeytin, domates, salatalık, biber, meyve, çay ve bol su ve belki 1 kase çorbadan oluşmalı.

İFTAR 1:
1 Kase çorba, pide, peynir, hurma, zeytin bolsu ve söğüş içerebilir.
( 45 dak-1 saat ara)

İFTAR 2:
Ana yemek özellikle sebzeli yemekler, yoğurt, pide, salata
( 2 saat ara)

ARA ÖĞÜN:
Meyve 2 çeşit ve yoğurt’tan oluşmalıdır veya karışık meyve ve sebzelerle yapılacak bir karışım hem enerji hem de sıvı alımını kolaylaştırıp sindirime de yardımcı olur. Örneğin:
Portakal (1 tane küçük)
Kivi (1 tane)
Kereviz sapı (1 parça)
Zencefil (taze)
Tarçın (1/2 çay kaşığı)
Elma (1 küçük boy)
Ananas (şekersiz olandan 2 dilim)
Buz
Probiyotik yoğurt hepsi bir makina aracılıyla karıştırılıp iftardan sonra ara öğün olarak içilirse hem içine eklediğimiz zencefil sayesinde sindirim hızlanır hem de günlük tüketeceğimiz meyve ve sebzenin büyük bölümünü kolaylıkla tüketmiş oluruz.

Ramazanda özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar:
Ramazan ayında tokluk hissini oluşturmak çok önemlidir. Gün boyunca aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (yani glisemik indeksi düşük) olan tam tahıllı ürünleri, sebze, salata gibi gıdaları, kuru baklagilleri tercih etmek daha doğrudur. Böylece tokluk hissi daha çabuk olur ve besinler kana daha düşük hızla karıştığı için insülin yavaş salgılanır. İnsülinin yavaş salgılanmasıyla yağlanma probleminin de önüne geçilmiş olunur.

Örneğin pide ramazan ayının vazgeçilmeyen ve bir o kadar da kilo alımında riskli gıdasıdır. Normal beyaz un ile yapıldığı için emilim hızı tam buğday ekmeğine göre daha hızlıdır, bu sebeple hem daha fazla yenir hem de daha çabuk acıktırır.

Ancak bizim kilo vermek için daha tok tutan gıdalara ihtiyacımız vardır. Bu sebeple belki pideyi sadece iftarda tüketip diğer öğünlerde tam tahıllı ekmek tüketmek çok daha uygun olur. Kuru baklagiller ve protein kaynağı (et, tavuk, balık), sebze yemeği ve meyveler çok önemlidir. Yeterli sıvı tüketimi iftarla sahur arasında mutlaka tüketilmelidir. ( Günde 2-2,5 lt.)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*