insulin direnciAcaba bende insülin direnci mi var diye düşünüyorsanız, insülin direncinin belirtilerini öğrenin ve bu insülin direnci belirtileri sizde var mı, kendinizi analiz edin. Eğer zayıflamak istiyorsanız, öncelikle insülin direnci testi yaptırın ve varsa bu sorun, önce insülin direnci sorununuzu çözerek diyete başlayın.


İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır, bu nedenle kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı artar. İnsülin direnci olan ve bu seviye yüksek kişiler çok hızlı kilo alır ve zor kilo verirler. Kilo aldıkça insülin direnci artar, kilo verdikçe azalır.

İnsülin direnci olan kişilerde, yorgunluk halsizlik, hızlı kilo alma, zor kilo verme, doymama, sık acıkma, uyku basması, gün içinde acıkma atakları olması, tatlıya düşkünlük, özellikle karın çevresinde yağlanma artışı gibi belirtiler görülebilir.

Tip 2 diyabet veya gizli şekeri olan kişilerde birlikte tansiyon yüksekliği, kanda trigliserit (kan yağları) yüksekliği, insülin hormon yüksekliği, ürik asit yüksekliği ve göbekte yağlanma ve şişmanlık bir arada ise bu duruma metabolik sendrom denir.

Metabolik sendromu yapan etken insülin direncidir. Bel kalınlığı veya bel çevresi artmış olanlarda (şişmanlarda) bu hastalık daha fazla görülür. Birlikte karaciğer yağlanması, yumurtalıklarda kist (polikistik over hastalığı), kan pıhtılaşmasına eğilim, HDL kolesterolde (iyi kolesterol) azalma ve idrarla atılan proteinde artma (mikroalbüminüri) birlikte olabilir. Bu kişilerde kalp koroner damar hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı çok sık görülür.

Diyabet hasta sayısı artıyor

Diyabet hastalığının sıklığı özellikle son yıllarda giderek arttı. 10 yıl önce ülkemizdeki diyabet sıklığı yüzde 6,7 olarak bildirilmişken yeni yayınlanan TURDEP-II (Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II) sonuçları ülkemizde diyabet sıklığının yüzde 13,7’ye çıktığını gösteriyor.

Diyabet öncüsü olarak adlandırılabilen bozulmuş glukoz toleransı sıklığı yine 10 yıl içinde yüzde 6,7’den yüzde 13,9’a çıktı. Bu artıştaki esas nedenin obezitedeki (şişmanlıktaki) aşırı artış nedeniyle olduğu düşünülüyor. Obezite sıklığı yüzde 32’dir.

Genel olarak erişkin yaşlardaki Türk toplumunun 2/3’ü kilolu veya obezdir. Bu rakamlardaki korkutucu artışın yüksek kalorili gıda alımı ve hareketsizlik gibi nedenlerden dolayı insülin direncinin hızla artmasından dolayı olduğu düşünülüyor.

Bugün için insülin direnci ile baş etmenin en etkili yollarından birisi de harcayabildiğimiz kalori ile orantılı olarak beslenmek ve uzun dönemde diyabete bile yol açabilen insülin direncinin gelişmesini önlemektir.

Özellikle günümüzde bürolarda oturarak çalışan ve egzersiz yapmaya fırsat bulamayan kişilerde insülin direnci çok sık görülür. Bu tabloya iş yerindeki stresi de eklediğimizde tablo neredeyse kaçınılmaz hale gelir. Stres, hormonlarda bozukluk yapan ve bu nedenle kilo alınmasına neden olan bir etkendir.

Yüksek insülin düzeyleri şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:

Sık acıkma ve dolayısıyla şekerli gıdalar yeme eğilimi artar.

Konsantrasyon azalır.

Sabah yorgun kalkılur ve gün boyu yorgunluk hissi yaşanır. Özellikle öğleden sonraları bitkinlik hali görülür.

Daha sabırsız ve öfkeli bir ruh hali yaşanır.
Enerji azalması, halsizlik, bitkinlik olur.
Yemeklerden sonra uyku basması ve gün içinde uyuklamalar yaşanır.
Horlama ve uyku bozuklukları sıktır.

Eğer bu tür yakınmalar varsa insülin direnci olma ihtimali vardır. Bu hastalığın tanısının konabilmesi için endokrinoloji uzmanına başvurmak ve hormon testleri yaptırmak gerekir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için yediğimiz gıdalar, egzersiz ve hormonal dengenin bir düzen içinde olması şarttır.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*